aglamak_yok

Atatürk’e yaraşan bir cumhuriyetçi aday çıkaramadıkları için milleti seçeneksiz bıraktılar. Türkiye’de yüksek bir mücadele ivmesi vardı, bunu böldüler, iğdiş ettiler ve şimdi, karşı taraf tüm alanlarda köpeksiz köyde çomaksız oynuyor..

Amerikalıların tabiriyle Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Türkiye gene “yanaşma ülke” rolünü oynuyor. Ha RTE, ha ortak aday; Malatya Kürecik yerinde duracak, Kürdistan kurulacak, stratejik doğal kaynaklar, jeostratejik ve jeopolitik üstünlüğe sahip Anadolu’dan kontrol edilecek, ABD’nin keyfi gıcır. Bunu görmek ve gerisinde yatan tehlikeyi fark etmek için askeri ya da politik uzmanlık gerektirmiyor!..

Daha şimdiden yenilgi bahanelerine başladılar. “Eşitlik yokmuş da, karşı tarafta para çokmuş da, medya onlara çalışıyormuş da.” Vah benim garibim. Horoz resmi yapılıp altına horoz yazılmaz! Dünyada herkes horozu bilir ve tanır. Siz bunun böyle olacağını yeni mi öğreniyorsunuz. Anadolu da buna “oynayamayan kız yerim dar der” denir. Az hesap, sığ düşünce ve işi ciddiye almamanın sonu budur..

Kazanma isteğinin olmadığı yerde zafer olmaz. Avrupa’da bulunan 2 milyon 800 bin vatandaştan sadece %10’u sandığa gitti! Strateji ve irade olmadan, ne hayal ne de dünya olur..

Karşı tarafın propaganda hücumları ve taraftar kitlesinin heyecanını yüksek tutmak için yaptığı atraksiyonlara bakınca, ortak adayın hali, med cezirle öteye beriye atılan birinin “yüzüyorum” demesine benziyor..

“Ortadoğu’ya barış getirecek, Türk milletinin gururu, Coca Cola adayıyım, vesayetin adayıyım” gibi incilere bakılırsa, sanki Türkiye’de “Emperyal baba” seçimi yapılıyor. PKK’nın adayını da öve öve bitiremiyor!.. Sorsana, o adayın hiçbir mitinginde tek bir “TÜRK BAYRAĞI” neden yok diye.. çözümden yanaymış, savaş olmasınmış! Savaşı başlatan kim? 40 bin kişiyi kimler öldürdü? Prestij ve şeref olmaksızın barış olur mu? Söylediği her sözüne kendisinin de inandığını bilmek, durumu daha da acıklı hale getiriyor. Rakibi sürekli saldırıyor, aday ise sürekli savunmada. Savunmayla hasmın yenildiği nerede görülmüş? Sürekli savunmada kalmak yerde vurulmasını bekleyen yaban ördeğe benzer ve eldiven giymiş kedi fare avlayamaz..

Zamane tellalları da (Eskiden davul çalarlardı) şimdi mikrofon başında ve okuma yazma bildikleri için kalemleriyle “kabul edilmeyeni kabullenmelisiniz, dayanılmayana dayanmalısınız” tebliğlerini yayımlıyorlar. Bir Rus atasözü vardır: “Hatanı örtmek ve suçunun açığa çıkmasını istemiyorsan, herkesi ortak et.”

Şunların haline bakın! Empoze edilen, pardon buldukları aday, bırakın karşı taraftan oy almayı, kendilerine oy verenlerin sandığa gitmeyecekleri korkusu sardı. Konuşmaya ve yazmaya çalıştıkları şey; (kendileri de inanmadığı için) “Eğer filler de kuşlar gibi yumurtadan çıksalardı, fil yumurtasının kabuğu ne kadar kalın olurdu?” safsatasından farksız. Hemşerim, buna “taş çorbası” denir..

Şok, herkesi daldıkları düş dünyasından katı ve acımasızca uyandırır. İnsan, uykudan uyanmadan önce gördüğü şeyin düş olduğunu bilmez. Dünyanın hiçbir yerinde kimse, yalnızca insancıl yönü iyi diye iş yerinde bile çalıştırılmaz..

Hristiyanın biri, bir Yahudiyle tartışırken, karşısındakinin saçma sapan sözlerine cevap olarak, Yahudinin kel kafasına “Şap!” diye tokadı indirir ve sonra sorar: “Sesin çıkmasına neden olan şey, senin kafan mı yoksa benim elim mi?”

Bu yazıyı neden yazdım? Yurt aşkı kuru bir sözle sınırlı değildir. O, insanı başkalarının iyilik ve çıkarını istemeye yönelik ciddi bir duygudur. Hedefi ve sonucu hep “iyilik” olan bir etkinliktir. Yurt aşkında korku yoktur. Kusursuz aşk korkuyu ortadan kaldırır. Yurt aşkında yargılama olmaz, yargılama aşkı sarsıntıya uğratır.

Biz, oynamayan balığı ölmüş kabul eder ve ölü balık diye yemeyiz. Cumhuriyetin adayı yoksa oy da yok..

TEK UMUT TEK YOL HEPAR

Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı